Modernin Güçlü Sahnesi Erken Cumhuriyet Dönemi Ankara’sında Kolektif Belleğin İnşası ve Toplumsal Unutma Süreci

Zeynep Uludağ, Hilal Aycı

Öz

Bu çalışma kolektif bellek kavramını, kentsel kimliğin ve kültürel mirasın ayrılmaz bir parçası olarak ele almakta ve bu bağlamda erken cumhuriyet dönemi Ankara’sının kent peyzajını değerlendirmektedir. Modern başkentin kurulması sürecinde cumhuriyet ideallerini temsil eden mekânlar ve burada oluşan mekânsal pratikler yeni bir toplumsal hafızanın da yaratılmasını sağlamıştır. Erken Cumhuriyet döneminin önemli peyzaj alanları Atatürk Orman Çiftliği ve Gençlik Parkı’nın Ankara’nın tarihsel sürecindeki yeri, kentsel belleğin inşası, sürekliliği ve zaman içerisindeki kopuşu üzerinden tartışılmaktadır. Başkentin modern Türkiye’nin sembolü olarak inşası süreci, yalnızca kentsel/ mekânsal değil aynı zamanda sosyal/kültürel bir projedir ve kolektif belleğin inşasıdır. Bellek, bireyin ait olduğu sosyal gruplar içinde yaşadığı deneyimlerle oluşur ve belirli bir zaman ve mekân ilişkisi içerisinde sürdürülür. Atatürk Orman Çiftliği ve Gençlik Parkı kentsel belleği oluşturan deneyimlerin yaşandığı kamusal mekânlar olmuşlardır. Bu mekânlar sadece modern kenti temsil eden parklar veya çiftlikler değil, modern yaşantının oluşması ve sürdürülebilmesi için gerekli olan kamusal alanlardır. Tarihsel süreçte Türkiye’nin siyasi ve ekonomik yapısında meydana gelen değişimler kentlerin hem mekânsal hem de kamusal anlamda dönüşümüne neden olmuştur. Bu dönüşüm süreci Ankara’nın kamusal alanlarını, bu alanlardaki kentsel yaşantıyı ve kolektif belleğin sürekliliğini de etkilemiştir. Toplumun farklı katmanlarında, farklı sosyal ve mekânsal pratiklerin sürdürülmesi mekânların temsiliyetini ve kullanım biçimini değiştirmiştir. Günümüzün Ankara’sında cumhuriyetin rekreasyon alanları yok olurken toplumun hafızasını oluşturan sosyal ve mekansal pratikler de unutulmaktadır. Kentin hafızasını, kültürünü ve kimliğini barındıran bu mekânların tahribi toplumsal değerlerin ve anlamların gelecek nesillere iletilmemesi demektir. Zaman içerisinde değişen idealler, anlamlar, sosyal ve mekânsal pratikler, kent mekânındaki izlerin silindiğini ve kentsel belleğin unutulduğunu göstermiştir. 

https://dergipark.org.tr/download/article-file/466205